Bir arkadaş aradı;
- Ya benim evde koşullar uygun değil, tencere vs açısından yani. Senin evde yoğurt yapabilir miyim?
- Olur tabi, hem ben de yerim. Hatta bi de öğrenmiş olurum yoğurt yapmayı.
- Yalnız benim süt alabileceğim bi yer yok, şu senin aldığın yerden gidip alsak?
- Olur.
Telefon ediyoruz, gitmemize gerek kalmadan adam sütü getiriyor. Arkadaş da parasını hemen ödüyor. Gayet güzel.
- Aa, ama bunu neyle mayalıycaz, benim bi arkadaştan maya için doğal yoğurt bulmam lazım.
- Tamam bul.
Telefon ediliyor, bir kaç saat sonra gelirsen alabilirsin, cevabı alınıyor.
Arkadaş ordan bir tencere alıp sütü ocağa koyuyor, sonra ocakta unutuyor, süt taşmış, ocak batmış, sorun değil, ben silerim. Noolcak arkadaşız sonuçta.
Bir kaç saat sonra gelmek üzere evden ayrılıyoruz. Benim bir kaç saatlik bir işim var. Benim işimin bitiminde o da maya için yoğurdu alıp gelecek, süt mayalanacak.
İki saat geçmiş ses seda yok. Üç saat, dört, beş... sekiz buçuk saat olmuş, saat artık gecenin bir buçuğu.
Bu saatten sonra gelmez herhalde. Ben en iyisi şu sütten bir iki bardak ısıtıp, bir güzel içeyim, sonra da yatayım. Sabah da kalanını içerim.
Başına bir şey gelmiştir falan diye endişelenmiyorum da haa. Çünkü bu tür bir şeyi ilk kez yapıyor değil. Şuraya gelecem der gelmez. Buraya gidelim der gitmez. Öylesine geçerken uğrayalım der, uğrarız, orda kalır, ben gelmiyorum sen git der.
Sorumsuzluk diz boyu.
Bazen, ya naapalım o da böyle biri, herkesi olduğu gibi kabul etmek gerek, diye düşünüyorum. Bazen de yapılanlar fazla geliyor.
Bunları buraya yazacak kadar doldurduysa beni, suyu da epey ısınmış bu arkadaşlığın, demek ki.
- Ya benim evde koşullar uygun değil, tencere vs açısından yani. Senin evde yoğurt yapabilir miyim?
- Olur tabi, hem ben de yerim. Hatta bi de öğrenmiş olurum yoğurt yapmayı.
- Yalnız benim süt alabileceğim bi yer yok, şu senin aldığın yerden gidip alsak?
- Olur.
Telefon ediyoruz, gitmemize gerek kalmadan adam sütü getiriyor. Arkadaş da parasını hemen ödüyor. Gayet güzel.
- Aa, ama bunu neyle mayalıycaz, benim bi arkadaştan maya için doğal yoğurt bulmam lazım.
- Tamam bul.
Telefon ediliyor, bir kaç saat sonra gelirsen alabilirsin, cevabı alınıyor.
Arkadaş ordan bir tencere alıp sütü ocağa koyuyor, sonra ocakta unutuyor, süt taşmış, ocak batmış, sorun değil, ben silerim. Noolcak arkadaşız sonuçta.
Bir kaç saat sonra gelmek üzere evden ayrılıyoruz. Benim bir kaç saatlik bir işim var. Benim işimin bitiminde o da maya için yoğurdu alıp gelecek, süt mayalanacak.
İki saat geçmiş ses seda yok. Üç saat, dört, beş... sekiz buçuk saat olmuş, saat artık gecenin bir buçuğu.
Bu saatten sonra gelmez herhalde. Ben en iyisi şu sütten bir iki bardak ısıtıp, bir güzel içeyim, sonra da yatayım. Sabah da kalanını içerim.
Başına bir şey gelmiştir falan diye endişelenmiyorum da haa. Çünkü bu tür bir şeyi ilk kez yapıyor değil. Şuraya gelecem der gelmez. Buraya gidelim der gitmez. Öylesine geçerken uğrayalım der, uğrarız, orda kalır, ben gelmiyorum sen git der.
Sorumsuzluk diz boyu.
Bazen, ya naapalım o da böyle biri, herkesi olduğu gibi kabul etmek gerek, diye düşünüyorum. Bazen de yapılanlar fazla geliyor.
Bunları buraya yazacak kadar doldurduysa beni, suyu da epey ısınmış bu arkadaşlığın, demek ki.